Sömürüye Karşı, İşsizliğe ve Açlığa Karşı Çözümümüz Var
Küresel sistemin bugün geldiği noktada devletlerin önüne konulan tercih son derece nettir: Teslimiyet ya da bağımsızlık. Kurumların işlevsizleştiği, hukukun yerini gücün aldığı, güvenliğin dahi bedel karşılığı sunulduğu bir dünya söz konusu. Her ülke ya bu düzenin edilgen bir parçası olacak ya da kendi iktisadî ve siyasal yolunu inşa etme cesaretini gösterecektir.
Bu soruyla yüzleşen ülkeler için asıl mesele şudur: Emperyal düzene karşı gerçek bir çıkış mümkün müdür? Türkiye’nin tarihî hafızası bu soruya güçlü bir cevap vermektedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Millî Mücadele, yalnızca askeri bir zafer değil; aynı zamanda ezilen milletlere “bu düzen değiştirilebilir” mesajı veren tarihsel bir kırılma noktasıdır. O gün İngiltere başta olmak üzere dönemin emperyal güçleri karşısında ayağa kalkan irade, sömürü düzeninin kader olmadığını tüm dünyaya göstermiştir.
Ancak Atatürk’ün en önemli vurgularından biri, mücadelenin yalnızca cephede kazanılamayacağı gerçeğidir. “Askerî zaferler, iktisadî zaferlerle taçlandırılmazsa kalıcı olmaz” tespiti, bugün dahi geçerliliğini koruyan bir devlet aklıdır. İşte bu bakış açısı, İzmir İktisat Kongresi’nde şekillenen Misak-ı İktisadî anlayışının temelini oluşturmuştur.
Bugün savaşın biçimi değişmiştir. Cepheler yerini piyasalara, silahlar yerini paraya, işgaller yerini borç ve tedarik zincirlerine bırakmıştır. Bu nedenle bağımsızlık mücadelesi de yeni bir zeminde yürütülmektedir. Tam bu noktada Milli Ekonomi Modeli (MEM), klasik iktisat kalıplarının dışında, özgün ve iddialı bir çıkış olarak karşımıza çıkmaktadır.
Modelin temel iddiası şudur: Ekonomi üretimle değil, tüketimle harekete geçirilir. Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu bu yaklaşım, ekonomiyi bir “emme–basma tulumba” gibi ele alır. Tüketicinin alım gücü artırıldığında piyasa canlanır; piyasa canlandıkça üretim artar; üretim arttıkça istihdam genişler ve devlet vergi toplar. Yani refah, yukarıdan aşağıya değil; tabandan yukarıya doğru inşa edilir.
Bu yönüyle Milli Ekonomi Modeli, vatandaşı “kemer sıkması gereken pasif bir unsur” olarak değil; ekonominin merkezinde yer alan aktif bir özne olarak konumlandırır. Tüketiciye verilen alım gücü bir yük değil; ekonomiyi döndüren ana motordur. Bu yaklaşım, hem klasik kapitalizmin borç ve faiz merkezli yapısından hem de üretimi talep olmadan kutsayan yaklaşımlardan net biçimde ayrılır.
Bugün Çin, Rusya ve BRICS ülkeleri üzerinden sıkça tartışılan “alternatif ekonomi” arayışları da bu gerçeği teyit etmektedir. Dünya ticaretinde doların payının azalması, milli para ile ticaretin yaygınlaşması ve devletin ekonomide yeniden yönlendirici rol üstlenmesi, tesadüf değildir. Bunlar, küresel sömürü düzenine karşı geliştirilen reflekslerdir.
Milli Ekonomi Modeli’nin önemi tam da burada ortaya çıkmaktadır. Dün nasıl ki Atatürk, emperyalizme karşı direnen milletler için bir moral ve ilham kaynağı olmuşsa; bugün de MEM, sömürülen ve yoksullaştırılan devletler için iktisadî bir umut hâline gelmiştir. Bu umut, yalnızca teoride kalmamış; uluslararası akademik zeminde de tartışılır ve ciddiye alınır bir noktaya gelmiştir.
Nitekim 7–8 Şubat tarihlerinde, Viyana Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek olan 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, bu gerçeğin somut göstergesidir. Kongrede 60’ı aşkın akademisyen ve ekonomist, MEM’i farklı boyutlarıyla ele alacak; modelin küresel sistem açısından ne ifade ettiği bilimsel zeminde müzakere edilecektir. Kongreye ayrıca Hüseyin Baş’ın katılımı da, MEM’in yalnızca akademik değil, ülkemizde uygulamaya dönük bir kararlılığın da göstergesidir.
Sonuç olarak Türkiye bugün bir yol ayrımındadır. Küresel sistemin dayattığı teslimiyet çizgisi mi, yoksa kendi tarihinden ve birikiminden güç alan bağımsızlık yolu mu? Milli Ekonomi Modeli, bu soruya verilmiş net bir cevaptır. Bu cevap, yalnızca Türkiye için değil; emeği sömürülen, kaynakları yağmalanan tüm milletler için yeni bir kapı aralamaktadır.
Dün Atatürk’ün yaktığı istiklal meşalesi nasıl ki mazlum milletlere umut olduysa, bugün de Milli Ekonomi Modeli aynı umudu iktisat sahasında yeniden üretmektedir. Tercih açıktır: Teslimiyet değil, bağımsızlık.
İşlemlerimiz
drahmethkepekci
drahmethkepekci
drahmethkepekci
0549 620 00 34
drahmethkepekci